Kategoriler
Edebiyat Roman

Sarıyaz

“Dünya hali böyledir, insan koyun koyuna yattığıyla bile aynı rüyayı görmez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kabusuna uyur”

Mahir Ünsal Eriş

Büyüyünce ne olacaksın sorusuna çöpçü cevabını veren çocuk sebebini ise şöyle açıklamakta: “Eskiden konteynırlı çöp arabaları yoktu. Damperli kamyonun kasasında bir adam dikilir aşağıdakiler de yol kenarından aldıkları çöp poşetlerini o adama atarlardı. O adam olmayı çok görkemli bulurdum.” İşte bu çocuk Mahir Ünsal Eriş’in ta kendisiydi. Kendisini daha önce çok duymama rağmen biraz fırsat bulamamaktan biraz da sebepsiz önyargılarım yüzünden bir türlü okuyamadığım bir yazardı. O kadar sıcak ve samimi bir kalem ki öyküleri hiç bitmesin istedim. 135 sayfa değil de 1035 sayfa olsun istedim Sarıyaz…

Küçük bir sahil şeridinde 8 ayrı öykü ama hepsi aynı zaman diliminde eş zamanlı birbirine ufak dokunuşlar yapan ve okurken  o sarı yazın geçtiği sokaklarda mekanlarda kendinizi bulduğunuz gereksiz detaylardan uzak süslemelerin olmadığı sade anlaşılır ve her şeyden önemlisi samimi bir öykü kitabı. Öykülerin hepsi eş zamanlı demiştim zira bu sahil şeridinde insanlar sabah kalktıklarında sapsarı bir güne başlarlar ve anlam veremezler.  Tüm şehri saran sarı incecik toz kütlesi ile beraber bir deprem olur ve bu 8 farklı ama birbiriyle ilişkili öyküler de bu olaylar ışığında cereyan eder.

Yazarın Kara Yarısı kitabını da beraberinde almıştım ve iyi ki de almışım. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum. Henüz kitabı okumamış okuyuculara tavsiye ediyorum.

Mutlu kalın…

“Sarıyaz” için 2 yanıt

yorumlarınız değerlidir