Kategoriler
Edebiyat Roman

Bir İdam Mahkumunun Son Günü

1789 yılında gerçekleşen Fransız Devrimi ile birlikte özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ilkesi ile yola çıkan devrimciler, yalnızca 4 yılda “onlar gibi düşünmeyen” 15 bin kişinin Giyotinle idamına sebep oldular. Öncesinde idamlar kılıç ve balta ile gerçekleşiyordu. Ancak hem oldukça insana acı çektiren bir yöntemdi hem de başarısız bir uygulama idi. Bunun üzerine doktor Guillotin acısız ve ani ölümün daha insancıl olduğunu iddia ederek giyotini icat etmiş. Sonrasında ise bu barbarlığa kendi soyadının verilmesi üzerine ilerleyen zamanlarda pişman olmuş ve soyadını değiştirmiştir. Hem de öyle bir barbarlıktır ki infazlar meydanlarda halka açık yapılmakta ve halk bu infazları eğlenceler düzenleyerek izlemektedir.

Tabiki de kitabımızın konusu tam olarak bu değil. Geçmişte Avrupa’nın göbeğinde yaşanan bu eğlence aracına dönüşmüş insanlık dışı katliama Victor Hugo sessiz kalmamış. Her insanın ölüm karşısında eşit olduğunu ve bir insanı öldürme hakkının sadece Tanrı’ya ait olduğunu ileri sürmüş ve bu eseri yazmıştır. Bu barbarlık konusuna daha önceki başka bir paylaşımımda da değinmiştim.

Ölüm cezasına mahkum olan bir adamın giyotine giden süreçte yaşadığı 6 haftalık psikolojik durumunu gözler önüne seren kitapta özellikle son gün yaşadığı o tarifi imkansız ruh halini okurken ruhum daraldı canım sıkıldı ve insanlığımızı sürekli sorgular bir hale geldim. Empati kurarak okuduğum kitapta mahkumun yaşadığı hücreden infazın gerçekleşeceği alana kadar geçen her sahneyi hissederek yaşadım. Özellikle son gece küçük yaştaki kızı ile görüştüğü sahne içimi fena burktu. Dönemin vahşetini iliklerinize kadar hissettiren bu eseri mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

Mutlu kalın…

“Bir İdam Mahkumunun Son Günü” için 2 yanıt

Sartre’ nin Duvar adlı eserine benzettim biraz son kısmını; yani idam mahkumu olan kişinin idamını bekleyiş sürecini… Barbarlıkta sınır tanımamışlar adeta.

yorumlarınız değerlidir