Kategoriler
Edebiyat Roman

Kızıl ve Kara

Orjinal ismi Le Rouge et le Noir olan bu eseri Türkçe’ye kimi kırmızı ve siyah olarak çevirmiş kimisi kızıl ve kara demiş. Kim ne demişse demiş dünya klasikleri arasında en başlarda yer alan bir şaheser bitirmenin mutluluğu içindeyim. 683 sayfası da dolu dolu geçen, kimi yerde kâh heyecanla sayfaları çevirip kimi yerlerde fransız siyasi döneminin içinde boğulduğum bu eseri okumak için doğru bir zaman seçmekte fayda var.

Fransız İhtilali ve sonrası siyasi arena

Doğru zamandan kastım şudur: Öncelikle bu eseri okurken iyi kötü Fransız ihtilâli ve Napolyon dönemleri hakkında biraz fikir sahibi olmakta fayda var. Yoksa o dönemin siyasi olaylarını anlatan bölümlerinde çok sıkılabilirsiniz. Aslında yazar da bu kadar siyasi şeyler yazma taraftarı değildi. Hatta kitabın orta yerinde romana nokta koyup şu notu düşmüştür. “Düşlerin yarattığı şeylerin ortasında siyasetten söz etmek,bir konserin ortasında tabanca patlatmaya benzer. Siyaset edebiyatın boynuna takılmış bir taştır”. Ancak yayınevi karşılığında şu cevabı verdi: “Romanınızdaki kişiler siyasetten söz etmezlerse, 1830 yılı Fransızları olmaktan çıkarlar”

Asıl ismi Marie-Henri Beyle olan Fransız yazar bu eserinde Napolyon’un sürgün edilmesiyle başlayan Restorasyon Döneminin siyasi çekişmelerini kaleme almıştır. 1800 lü yılların başında Fransa’ya hakim olan Napolyon Bonapart Fransa’da devrim niteliğinde reformlar yapıp, gerek savaş meydanlarında gerekse de Fransa’nın siyasi arenasında önemli işler başarmıştır. Henüz 17 yaşında olan Stendhal ise Napolyon’a olan bağlılığı nedeniyle orduya yazılmış ve hizmet vermiştir. Zaten romanında Napolyon’un darbe sonucu tahttan inmesi ve sürgüne yollanması konusunu sıklıkla dile getirmiştir. Halk kendi arasında Napolyon’u seven ve sevmeyen olarak iki kutba ayrılmıştır. Hatta Napolyon tarafını tutan kesim kendilerini çok fazla açığa çıkarmamak adına epey gizli yürütmüşlerdi işlerini.

Kitaba başladığımda sağlam bir aşk hikayesi beni bekliyor derken kilise,liberaller,kral ve kral taraftarları ve büyük kitlelere etkisini hissettiren Napolyon taraftarlarının birbirleriyle olan siyasi çekişmelerine de tanık oldum. Yukarıda da bahsettiğim gibi o dönemle ilgili ekstradan bilgiye ihtiyaç duyup sık sık yan kaynaklara başvurdum. Çok da verimli geçti aslında. Hem o dönemle ilgili daha geniş araştırmalar yapmış oldum hem de romana hakim olmuş oldum.

Yukarıda aşktan bahsetmişken biraz da o konuya değineyim. Romanın baş kahramanının iki ayrı kadına olan aşkı var. Aşık olduğu kadınların duygu geçişlerini o kadar müthiş yansıtmış ki yazar,evet bir aşkta bu gel gitler hep vardı ve bizi esir etmişti bu gel git duygular. Okurken ne kadar tanıdık durumlar dedim kendi kendime.

Kitaplığınızda mutlaka bulundurmanız gereken eşsiz bir eser

Klasik seven okuyuculara bu şaheseri mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum. Kitaplığınızın en değerlilerinden olmaya aday bir eser olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca şöyle bir tespitte bulunmak da isterim. Kitaplarla hiç haşır neşir olmamış birine rus edebiyatı okutturduğunuz vakit iyi ya da kötü okuduğu eserden bir şeyler alabilir kendine. Belki biraz ağır gelecektir ancak biraz daha okuma alışkanlığı kazandıktan sonra tekrar bu ağır gelen eserleri gözden geçirebilir. Ancak hayatında hiç dünya klasikleri okumamış birine Stendhal2in bu eserini okutturmaya kalkarsanız eminim bir daha kolay kolay kitap okumayabilir. 🙂 Çünkü bu eser belli bir okuma birikimine sahip okuyucuların baş edebileceği bir eser diye düşünüyorum.

Mutlu kalın…

“Kızıl ve Kara” için bir yanıt

yorumlarınız değerlidir