Kategoriler
Edebiyat Roman

Canavar

29 yıl gibi kısacık süren yaşamına  şiirler öyküler ve romanlar sığdırabilen Amerikalı yazar Stephen Crane aynı zamanda çağdaş kısa öyküler tarzının da mimarlarından sayılmaktadır. Bu yönüyle başta Ernest Hemingway olmak üzere bir çok yazara da ilham kaynağı olmuştur. Maalesef henüz 29 yaşında verem hastalığına yakalanarak hayata gözlerini yummuştur.

İş Bankası Kültür Yayınları‘nın Modern Klasikler Dizisinden 2019 yılında yayımlanan Canavar; yazarın  ırkçılık üzerine yazılmış en önemli novellasıdır.

Amerika’yı inşa eden köleler

Bilindiği üzere Amerika’nın keşfinden sonra o kadar geniş ve bereketli araziler vardı ki Afrika ‘dan gemilerle onbinlerce siyahi köleler getirilmeye başlanmıştı. Çok kötü şartlarda insanlık dışı uygulamalarla çalıştırılan  bu köleler hakkında daha önce okuyup paylaşmış olduğum Eduardo Galeano’nun Amerika’nın Kesik Damarları adlı kitabında daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Konuya kölelik üzerinden giriş yaptım. Çünkü kitabın yazıldığı dönem ile Amerika’da başkan Abraham Lincoln’un köleliği tamamen kaldırması hemen hemen aynı döneme denk gelmiş diyebiliriz. Malum Amerika’da kölelik kaldırıldı ama hala günümüzde de devam eden siyah karşıtlığı ırkçılık eylemleri ve söylemleri devam etmektedir.


Irkçılık üzerine bir hikaye…

New York yakınlarında bir kasabada -siyahların tam da yukarıda bahsettiğim gibi dışlandığı ve alay edildiği bir dönemde- bir doktorun evinde bilinmeyen bir nedenle yangın çıkar. O yangında evin siyahi yardımcısı Henry, doktorun  küçük yaşlardaki oğlunu alevlerin arasından kurtarmayı başarır. Ancak kendi yüzü yangında feci bir şekilde yanarak yüzü olmayan bir adama dönüşür. O günden sonra kasabada canavar olarak tabir edilen Henry kasabanın korkulan bir ismi olur. Evin sahibi ise oğlunun hayatını kurtaran bu insana karşı tüm kasabayı karşısına alır.


Novella olması nedeniyle hikayenin ana karakterleri hakkında çok detaylı tahlillere girilemediğini gördüm. Yani yazar, yüzü yanan siyahi karakterin olaylar karşısındaki duygularına hiç yer vermemiş. Çünkü ortada 3 farklı durum var.

  • Zenci olduğu için kasabada sürekli dalga konusu olması.
  • Yangında yüzü ve hayatı uğruna çocuğun hayatını kurtarması.
  • Yüzü yandıktan sonra kasaba tarafından hem tiksinilen hem de korku duyulan biri olması.

Simdi bu 3 durum karşısında Henry’nin duygularını hiç öğrenemiyoruz. Oysaki her 3 durumda da Henry’nin söylemesi gereken şeyler var. Kendi iç dünyasında yapması gereken bir hesaplaşma var. Kasaba halkıyla hesaplaşması gereken bir durum var. Dediğim gibi novella olması nedeniyle bu kısımlara girmeden hikayeyi sonlandırmış. Güzel bir roman olurmuş aslında. Yine de kendini okutturan ve olayın geçtiği kasabada okuyucuyu yaşatan bir hikâyeydi

Mutlu kalın…

“Canavar” için 2 yanıt

Hep diyorum ya, insanoğlu akıllanmayacak. Tarihlerden ders almayacak… iyi insanların çoğalmasını umut ederek keyifli okumalar dilerim.👍😊

yorumlarınız değerlidir