Kategoriler
Edebiyat Öykü

Bilinmeyen Adanın Öyküsü

“Bilmiyor musun ki kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin.”

20 dk da normal bir tempo ile okuyup bitirdigim bu kısacık öyküde yukarıda yer alan ifadeye rastladım ve Jose “hadi evlat 20 dk da okuyup bir kenara koyacağın birşey değil bu” dedi. Oysaki ben masal tadında bir varmış bir yokmuş bekliyordum. Aklıma birden ”Kimsin sen? Şüphesiz sen sen değilsin.” sözü geldi. Tabi sonrasında benim ayarlarda biraz bozulma oldu ister istemez.😊

Öykü kısacık ancak bu kitabı 10 kişiye okutun okuyan 10 kişinin birbirinden farklı toplamda 10 ‘dan fazla yorumuna şahit olabilirsiniz bence. Hatta bu kitabı ikinci kez okuyan birinin ilk okuduğunda yapmış olduğu yorumdan daha farklı yorumlar yapabileceği de muhtemeldir. Oysaki hikaye oldukça basit gibi gözüküyor. Bilinmeyen adayı bulmak isteyen adam kralın kapısına gelir günlerce kralın dilek kapısına gelmesini aslında bir nevi ayağına gelmesini bekler. Kral sonunda gelmek durumunda kalır. Kraldan bir tekne ister ve o tekneyle bilinmeyen adayı bulmak istiyorum der. Kral önce dalga geçer vermez. Krala diklenir, vereceksin ulen der😊 kral sonunda tekneyi verir. Sarayın dilek kapısında görevli kadın da görevinden ayrılır adamla tekneye gider.

Otoriteye başkaldırış

Şimdi öncelikle burada otoriteye bir başkaldırış var elbet. Zira kralla aralarında şöyle bir diyalog geçer: kral der ki sen kim oluyorsun da sana tekne vereyim. Buranın kralı benim burada herşey bana ait. Tüm tekneler benim. Adam da karşılık verir sen kim oluyorsun da bana tekne vermeyeceksin, tekneler olmasa sen bir hiçsin, sen olmasan da tekneler rahatlıkla denize açılabilir…

Görüldüğü üzere burada otoriteye bir gider yapılmış😊 bu otoriteye ister diktatör yönetimler deyin ister Tanrı deyin. O sizin yorumunuza kalmış.

Bu hikâyede geçen tüm kavramlar yani bilinmeyen bir ada, kral,temizlikçi kadın,tekne vs vs hepsi birer sembol. İnsanın içinde bulunduğu kafesten kurallardan öğretilerden önyargılardan dogmalardan kurtulup kendi karanlığından sıyrılarak hiç bilmediği ve hiç keşfetmediği kendisini bulmak istemesi gibi çok daha derin analizi yapılabilecek bir hikayedir aslında. Şayet iyi bir insan olursanız bir gün siz de bilinmeyen kendinizi görebilirsiniz

Mutlu kalın…

“Bilinmeyen Adanın Öyküsü” için 2 yanıt

Siddhartha biraz yoracağı için sonrasında her kitap iyi gider bence😊

yorumlarınız değerlidir