Kategoriler
Edebiyat Roman

Babalar ve Oğullar

Bugün bitirdiğim Babalar ve Oğullar kitabının ana kahramanı olan Bazarov için tıpkı Raskolnikov da olduğu gibi edebiyat dünyasında farklı etkiler yarattığını söyleyebilirim. O dönemin Rus toplumunda tartışmalı bir karakter olan Bazarov hakkında Dostoyevski uydurma bir karakter demiş. Gerek muhafazakar kesimden gerekse liberal kesimden tepkiler almıştır. Romanın en önemli karakterlerinden olan ve kurgunun içinde çok önemli bir payı olan Bazarov’u nihilist düşüncelerinden ötürü ben de sevmedim.

Babalar ve Oğullar, 19.yüzyılın Rusya’sında ortaya çıkan nihilizm yani hiççilik akımının ortaya çıkması sonucu eski ile yeni arasında meydana gelen kuşak çatışmasına örnek teşkil edecek önemli bir eserdir.

Nihilizm

Peki nihilizm nedir? Her şeyi ve her gerçeği reddetme şeklinde ortaya çıkan bu felsefi akım tanrının varlığından tutun da toplumsal tüm değerlere karşı çıkan mevcut düzen karşıtı bir akımdır. Nietzsche, Albert Camus Schopenhauer, Sartre gibi düşünürlerin de başını çektiği bu felsefi akım, açıkçası benimsediğim bir düşünce şekli değil. Turgenyev bu felsefi düşünceyi romanında yarattığı Bazarov kahramanı üzerinden anlatmaktadır.
Rus edebiyatında taşra çok sık kullanılan bir kavramdır. Bunu Çehov da Tolstoy da Dostoyevski de Gogol da da sık sık görmekteyiz. Hemen her bir eserde okuyucuyu Rusya’nın bir çiftliğine götürürler oradaki yaşamı toprak sahibini köylüyü uşakları kahyaları kısacası orada yaşanılan hayatı tüm gerçekliği ile gözler önüne sererler. Babalar ve Oğullar kitabında da hikaye genel olarak böyle bir ortamda geçer.

Üniversiteyi bitiren ve yıllar sonra babasının ve amcasının yaşadığı çiftliğe dönen Arkadiy, yanında çok değer verdiği Bazarov adlı arkadaşını da bir süreliğine getirir. Baba ve amca Arkadiy nın gelişine çok sevinir. Ancak bir süre sonra Bazarov’un nihilist düşünceleri ve Arkadiy nın de bu düşünceleri desteklemesi başta amca olmak üzere herkesi tedirgin eder. Fikir çatışmaları her geçen gün şiddetini artırır.

Bugüne kadar Rus edebiyatı okumamış ancak okumak isteyenlere ilk olarak Turgenyev’in bu kitabı ile başlamalarını tavsiye edeceğim. Çünkü okuyucuyu sıkmayan, tasvirler içinde fazla boğmayan akıcı ve keyifli bir kitap.

Mutlu kalın…

yorumlarınız değerlidir