Kategoriler
Araştırma

Wigan İskelesi Yolu

Son paylaşımımda 2010 yılında Şili’de bir maden ocağında meydana gelen göçükte 33 madencinin 69 gün boyunca hayata nasıl tutunduklarından bahsetmiştim. Hazır madenciler ile ilgili bir kitap bitirmişken, yine maden işçilerinden bahseden Wigan İskelesi Yolu kitabına başlayayım istedim.

George Orwell, 1936 yılında sol eğilimli yazar Sir Victor Gollancz tarafından bir araştırma yapması için görevlendirilir. Orwell, İngiltere’de işsizliğin ve yoksulluğun yoğun olduğu Lancashire ve Yorkshire’da bir süre yaşar. Yapmış olduğu araştırmaları ise 1937 yılında basılan Wigan iskelesi yolu kitabına aktarır.

Maden İşçilerinin Olumsuz Yaşam Koşulları

Kömür arayan madenciler

Orwell bu süre zarfında özellikle maden işçileri hakkında oldukça kapsamlı araştırmalar yapar. Maden ocaklarında hangi şartlarda çalıştıklarını detaylı bir şekilde gözlemlemiştir. Madencilerin maden ocaklarında hangi sosyal haklara sahip olduklarını ve nasıl ücretler aldıklarını araştırmıştır. Aldıkları parayla 1 ay boyunca ne yediklerini ve nasıl geçirdiklerini  hesaplamış. Ortaya koyduğu manzara tam bir içler acısı. Her sene meydana gelen iş kazalarına da ayrıntılı olarak değinmiştir. Rakamlarla ölümcül kazaların ve ağır hastalıkların bu meslekte ne kadar doğal ve sıradan karşılandığını görmekteyiz.

Maden işçilerinin yaşadıkları evleri gezmiş ve ev demeye bin şahit isteyen o evlerde nasıl barınabildiklerini tüm çıplaklığı ile anlatmıştır. Baktığınızda çoğu evlerde banyo yok. Salonun ortasında leğende yıkanıyorlar. Isınma sistemi yok. Tuvaletler evin 100 metre ilerisinde ortak kullanılmakta. 2 kişinin ancak yaşayacağı evlerde 8-9 kişi yaşamak zorunda bırakılmış. Onbinlerce madenci aynı kaderi paylaşmakta. Hepsi aynı sefilligi yaşıyor ve her taraflarından oluk oluk yoksulluk akıyor.

Kısacası sevgili Orwell öyle bir araştırmanın içinde buluyor ki kendini, hiç hesapta yokken kitap yazma gereği duyuyor. O dönemlerden günümüze tabi ki şartlar aynı değil. En azından insan gibi yaşayacakları evleri var. Yoksulluk belki de o dönem kadar diplerde değil. Ancak ne olursa olsun madenci her anlamda gerek emeğinin karşılığını gerekse de aldığı risklerin karşılığını hiç bir zaman alamamıştır. Bu durum dünyanın her tarafinda aynıdır.

Orwell’in Reçetesi

Kitabın 2. bölümünde ise Orwell bu anlattıkları karşısında kendi reçetesini yazmıştır. Araştırmanın ilk bölümü sadece tespitlerinden oluşmakta. 2. bölümde ise işçi sınıfının refaha ulaşabilmesinin tek yolunun sosyalist sistemden geçtiğini anlatmış. Ancak bu sayede  bu gözlemlediği rezilliğin önüne geçilebileceğini savunmuştur. Sosyalizmi savunurken aynı zamanda sosyalizm için de eleştirilerde bulunmaktadır. Toplumda sosyalistlere karşı bir çekince olduğunu ve bunun tek sebebinin yine seviyesiz sosyalistlerden kaynaklandığını belirten uzun uzadıya bir tespiti var yazarın.

George Orwell’in hemen her kitabında mevcut kapitalist sisteme olan eleştirisini görmekteyiz.  1984, Hayvan Çiftliği, Aspidistra, Paris ve Londra’da Beş Parasız, Boğulmamak için kitaplarının altyapısında sistem eleştirisini yoğun şekilde görmekteyiz. Ancak bu kitabında sosyalist kimliğini ilk defa bu kadar ön plana çıkardığını görüyorum. Hastanın hastalığını tespit ediyor. İyileşmesi için ise reçetesini yazıyor.

Şu ana kadar okuduğum en farklı Orwell kitabını henüz okumamış olan Orwell severlere tavsiye ediyorum.

Mutlu kalın…

yorumlarınız değerlidir